Menu
CANLI DINLE
  1. #1
    Avatar Resmi
    Nur
    Junior Member
    Mesaj
    59
    Konu
    61
    Üye Avatarı
    Nur

    Mesaj:59

    Konu:61

    Aldığı Beğeni:2

    Dünya genelinde azımsanmayacak bir nüfusa ulaşan, organize bir teşkilata sahip olup yeni bir din ihdası iddiasında olan Bahailer, ülkemizde görünür ve tanınır değillerdir. Oysa gerçek bu mu? Adeta bir şirket mantığı ile gelişen Bahai inancı kendilerinden önce gelen hiçbir dini reddetmediklerini, aksine hepsini kabullendiklerini ileri sürmektedirler. Esasında Şii İslam’ın içinden çıkmış bir fırka olan bu inanç mensupları, İslam’dan ayrı yeni bir dine ihtiyaç duyulduğunu savunmaktadırlar. İnançlarını temellendirdikleri en önemli nokta Bahailiğin ortaya çıktığı XIX. yüzyılda İslam’ın zamana hitap edebilen özelliklerini kaybettiği iddiasıdır. XIX. yüzyılı İslam’ın kıyameti olarak gören Bahailer bu devirde İslam’ın hükmünün kalmadığını savunarak yeni bir din ihdas etmişlerdir. Paradoksal bir biçimde de hem İslam’ı ve hem de daha önce gelmiş olan dinleri kabul ettiklerinin fakat Bahailiğin tüm bu inançları birleştirerek dünyaya yeni bir soluk getirdiğin söyleyerek diğer dinlerden de kopmamaktadırlar. Diğer din ve mezhepler gibi Ortadoğu kökenli bu anlayış her ne kadar diğerleri kadar gündemde olmasa da tartışılmaya değerdir.


    Günümüzde dünyanın dört bir yanına yayılmış ve Türkiye’de de hatırı sayılır derecede mensubu bulunan Bahai toplumu, görece kapalı, fakat gizli olmayan faaliyet ve ayinleriyle varlığını devam ettiriyor. İsrail’in Hayfa şehrinde yer alan ve Yüce Adalet Evi olarak isimlendirilen inanç merkezlerine bağlı toplamda sekiz büyük Bahai mabedi bulunuyor. Her kıtada bir mabedin bulunması esasına göre inşa edilen büyük mabetlerin ardından milli ve mahalli Bahai mabetlerinin inşası, Bahai toplumunun gerçekleştirmek istediği hedefler arasında. Böylece Bahailer milli ve mahalli mahfil müntesiplerinin evleri ve diğer çeşitli mekânlarda gerçekleştirdikleri mutat toplantıları, ibadetleri ve diğer sosyal faaliyetleri bu yeni kurulacak olan mabetlerde gerçekleştirmek niyetindeler.


    Bahailer kendilerinin, yeni bir din/medeniyet anlayışı ortaya koyduklarını savunmaktalar. Bu anlayışı namaz ve oruç gibi ibadetleriyle bir din olarak kabul ediyor olsalar da daha çok medeniyetin ilerleyişine yapacakları katkı ile bilinmek istiyorlar. Fertlerin kemâle erme yolunda ilerlemeleri, içinde yaşanılan dünyanın daha güzel ve yaşanabilir bir yer olması, dünyada bölünmüşlüğün ortadan kaldırılarak birliğin sağlanması gibi düşünceler bu anlayışın hareket noktasını oluşturuyor. Ölümden sonra da hayatın devam edeceğine inanan Bahailer için ahiret, çok fazla bilinemez ve tahmin edilemez bir olgu olmakla birlikte ruhun gelişimini devam ettireceği bir süreçten ibarettir. Bu yüzden dünyada edinilecek olan bireysel ve sosyal gelişimin önemi çok fazladır. Bahai toplumu öğretisine göre yapılacak ibadetlerin yanı sıra gerçekleştirilecek eğitim ve sosyal faaliyet projeleri ile dünya barışına katkı sağlanacak ve böylece de bireysel gelişim devam etmiş olacaktır. Her ne kadar bu anlaşılır öğretiyi ileri sürseler de Bahailerin tarihi serüvenleri bu kadar net ve anlaşılır değildir.
Konuyu Görüntüleyenler
    Şu anda listelemek için üye yok.